KİM MİLLİ KAHRAMANDIR?
Kahramanlar tarihin her çağında saygı görmüş; her zaman her yerde kahramanlar
yetişmiştir. Kahramanlık insan erdemlerinin en yücesidir. Milletlerin de kahramanları
sayısınca itibar kazandığı ve dayanıklı olduğu bilinen gerçeklerdendir.
Fakat sadece “kahraman” olmakla “milli kahraman” olmak arasında fark vardır. “Milli
kahraman”, tesirini daha büyük çapta gösteren, gelecek yüzyıllara da kumanda eden,
unutulmaz izler bırakan kimsedir. Milli kahramanlar, milletlerin hayatına yön verir.
Milli kahraman olmak için yüksek makamda bulunmaya lüzum yoktur. Mesela 30 yıldan beni
Amerikalılar’a ve Filipinliler’e teslim olmadan tek başına Lübang adasında yaşayan
ve bugün 51 yaşında bulunan Japon Teğmeni Onoda da bir milli kahramandır. Onun,
vaktiyle almış olduğu buyruğa uyarak direnmesinin gerçi Japon savunmasına hiçbir
yararı dokunmamışsa da, temsil ettiği kahramanlık ruhu ile Japon milletine şeref ve
gurur vermiş, tarihe ebedi bir kahraman olarak geçmiştir. Milli kahramanlar bir millete
hız veren enerji kaynaklarıdır. Onlar olmadan büyük bilgin, dahi şair veya filozof
yetiştirmenin değeri ve manası kalmaz. Hindistan, filozoflar ve şairler yetiştiren,
fakat milli kahraman çıkarmayan ülkelerin nasıl yaşadıklarına iyi bir örnektir.
Fakat şunu da unutmamalı ki milli kahraman yetiştirdiği takdirde halde onları unutan
bir millet, hayvan sürüsünden biraz farklı bir yığındır. Ergeç başkaları tarafından
güdülmeye mahkumdur.
Milli kahramanları unutmak nasıl bir felaketse sahte milli kahramanları uydurmak da o
kadar vahim bir rezalettir. Bu, hırsızlığı zeka, dolandırıcılığı deha saymakla
eşit bir faziletsizliktir.
Kendi eski tarihimizden örnek vermek gerekirse milattan önceki üçüncü yüzyılda, atını
ve evdeşini verdiği halde vatan parçasını düşmana vermeyen ve Türk milletini
yaratan Tanrıkut Mete’yi milli kahraman tipi olarak gösterebiliriz. O, yenmiş bir
milli kahramandı.
Yenilmiş milli kahraman tipi ise Kür Şad’dır. O delice kahramanlık olmasaydı Türkler
Çin’de erimiş ve Türk devletine hakim olan zayıf Sırtaduşlar Çin’le başa çıkamayacağı
için Türk milleti bugün yeryüzünden silinmiş olacaktı. Hepsi ölen 41 kişinin koca
bir imparatorluğa dehşet salması onların nasıl milli kahramanlar olduklarının
senedidir. O yenilmiş ve öldürülmüş milli kahramanlar daha sonraki zaferlerin ve bütün
milli hayatın yaratıcıları olmuştur. Çünkü milli kahraman olmak için inanmak ve
ölümü göze almak şarttır.
Yeni tarihimize gelince, bunun yalnız Kurtuluş Savaşı devresini alarak hangi milli
kahramanları yetiştirdiğini düşünürsek vereceğimiz hüküm hiç tereddütsüz şu
olacaktır. Kurtuluş Savaşı’nın iki milli kahramanı, en karanlık günlerde bile bu
işin başarılacağına inanan Kazım Karabekir ve Mustafa Kemal Paşa’lardır. Biri
iyi silahlı Ermeni ordusunu onun yarısı kadar bir kuvvetle bozguna uğratarak, öteki
bir destan savaşı olan Sakarya’yı ve imha savaşının en güzel örneği Dumlupınar’ı
kazanarak bu payeyi almışlardır. Bu savaşların Türk ve cihan hayatındaki tesirleri
hala devam etmektedir.
Kurtuluş Savaşı’nın birçok kahramanı daha vardır. Fakat başta ünlü asker Mareşal
Fevzi Çakmak olduğu halde bunların hiçbiri milli kahraman olacak ayarda değildir.
Gerçekler balçıkla sıvanamaz. Hiçbir değeri olmayanları bugün milli kahraman ilan
etseler bile yarın onlar o mevkiden indirilir.
Stalin’in cesedi de aynı sebeplerle Lenin’in yanından alınarak yok edildi.
(11 Mart 1974, Ötüken, 1974, 3.sayı).
|